"Çocuğum haberleri gördü, ne diyeyim?" Bu yıl velilerden en sık duyduğum soru bu oldu. İlk cevabım hep aynı: Ona gerçeği söyleyin. Ama çocuğunuzun gelişim düzeyine uygun bir dille, tutamayacağınız sözler vermeden ve onu olayla yalnız bırakmadan.
Türkiye'de okullarda şiddet yeni değil. Ama 2026'dan önceki olaylar çoğunlukla bir tartışmaya ya da disiplin kararına verilen ani tepkilerdi. 2026'da ise farklı bir tabloyla karşılaştık: Mart'ta İstanbul'da bir öğretmen hayatını kaybetti; Nisan'da Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş'ta iki gün arayla yaşanan saldırılarda çok sayıda öğrenci ve öğretmen yaralandı, Kahramanmaraş'ta can kayıpları oldu; Eylül'de Manisa Turgutlu'da 11 öğrenci yaralandı.
Bu olaylarda dikkat çeken birkaç ortak nokta var:
TBMM, Nisan 2026'da okul saldırılarının nedenlerini araştırmak üzere bir komisyon kurdu; komisyonun nihai raporu henüz yayımlanmadı. Türkiye'de bu konuda yayımlanmış bilimsel bir araştırma da henüz yok. Bu nedenle aşağıdaki öneriler uluslararası araştırmalara, uzman kuruluşların rehberlerine ve klinik deneyimime dayanıyor.
Olumsuz çocukluk yaşantıları (ACE) üzerine yapılan araştırmalar önemli bir şey söylüyor: Zor bir yaşantının çocuk üzerindeki etkisini hafifletebilen en güçlü etkenlerden biri, güvenilir bir yetişkinin varlığı. Destekleyici bir ilişki stresi yönetilebilir kılar; destek yoksa aynı stres örseleyici hâle gelebilir.
Korkutucu bir haber, çocuğun stres sistemini harekete geçirir; vücut stres hormonu kortizol salgılar. Bu normal ve koruyucu bir tepkidir. Önemli olan, bu tepkinin kısa sürmesi ve sakinleşmenin gelebilmesidir.
Belirleyici olan yalnızca yaş değil, gelişim düzeyidir. Soyut düşünmede güçlüğü olan bir çocukla daha somut ve daha kısa konuşmak gerekir.
Odamda sık gördüğüm bir şey var: "Güvendesiniz" sözü, korkan bir veliyi rahatlatmak yerine çoğu zaman öfkelendiriyor, çünkü kimsenin garanti edemeyeceği bir söz. Çocuklar için de böyle. "Sana hiçbir şey olmayacak" yerine şunu deneyin: "Bu tür olaylar çok nadir. Öğretmenlerin, biz ve polis senin güvenliğin için çalışıyoruz."
Bu mesaj önleme açısından da önemli. Saldırı yapan gençlerin çoğu niyetini önceden birilerine açıyor; duyanlar ise çoğu zaman korktuğu ya da inanmadığı için söylemiyor. Türkiye'deki olaylarda da benzer bir tablo gördük. Bu bilgi bir yetişkine ulaştığında saldırılar önlenebiliyor.
İlk günlerde uyku ya da iştahta değişiklik, yoğun korku ya da öfke, olayı tekrar tekrar konuşma, sabahları karın ya da baş ağrısı ve okula gitmek istememe beklenen tepkilerdir. Bu tepkiler bir ayı aşarsa ya da günlük hayatı belirgin biçimde bozarsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurun. Daha önce travma ya da kayıp yaşamış çocuklarda tepkiler daha güçlü olabilir; bu durumda beklemeden destek alın.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel değerlendirmenin yerini tutmaz.
İlk görüşmede sadece tanışıyoruz — hiçbir baskı yok.
WhatsApp'tan Randevu Al